Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Duyuru'nun Duyurdukları

“Bu bir manifesto değildir. (…) Manifestolar, vizyonlarının gücüyle kendi halklarını yaratan peygamberler gibi iş görür. Günümüzün toplumsal hareketleri düzeni tersine çeviriyor, manifestoları ve peygamberleri gereksiz kılıyor, (…) mantıkları ve pratikleri, sloganları ve arzularıyla, bu çokluklar yeni bir dizi ilke ve hakikatin duyurusunda bulunuyorlar. Bu ilke ve hakikatler, birbirimizle ve dünyamızla nasıl bir ilişki kuracağımızı yeniden keşfetmemizde bize nasıl yardımcı olabilir? Bu çokluklar, isyanlarında, duyurudan inşaya geçişin bir yolunu bulmalıdır. ” Negri ve Hardt, yeni kitapları Duyuru’yu böyle tanımlayarak başlıyor. Arap Baharı eylemlerinin devrim olup olmadığı tartışmaları sürerken 2011 yılı dünyanın değişik yerlerinde kendine özgü ama birbirine selam gönderen mücadeleler yılı oldu. Kitabın yazarları, önceki çağın eylem biçimlerinden farklı olan bu mücadelelerin benzeşen ve ayrışan yanlarının yanı sıra, eylemlerin öznel figürleri ve ortak özelliklerden yola çıkara...

Anti-Ödip - Ulus Baker

Gilles Deleuze ile Félix Guattari’nin birlikte kaleme aldıkları eserlerin içkin süreklilikleri, son eserleri Qu’est-ce que la philosophie’de (Felsefe Nedir?) bazı sırlarını açığa vurmuştu: Buna göre, felsefe (kendi giriştikleri iş) “kavramlar”, bilim “işlevler”, sanat ise “algılanımlar ve duygulanımlar” üretimiydi. Buradaki “üretim” sözcüğünü çekip aldığımızda, geriye yönelik olarak, onların “psikanaliz kültürü”ne yönelttikleri yoğun ve çarpıcı eleştirilerinin (özellikle Kapitalizm ve Şizofreni’nin gövdesini ikiye bölen L’Anti-Oedipe ile Mille Plateaux’dan bahsediyoruz) temellendirilmesi ve anlaşılması kolaylaşacaktır. L’Anti-Oedipe “üretim”i ana eksene koyarak başlamıştı. “Arzulu üretim” (production désirante)neden bir şizofrenin “gezintisi”nde, bir çocuğun mezarlığın önünden geçerken korkudan ıslık çalışında, ya da dilin cismanî varlıklar üzerinde ürettiği, psikanalizin “fantazma” diyerek bir kenara, yüzeye terkettiği dönüşümlerde bulunmasın? Üretimden bahsedince herkesin aklı...

Kapitalizm ve Şizofreni - Gilles Deleuze & Felix Guattari

Vittorio Marchetti: Anti-Oedipus adlı kitabınızın alt başlığı Kapitalizm ve Şizofreni. Niçin? Sizin çıkış noktasını oluşturan temel fikirler nelerdi? Boy With Machine - Richard Lindner Gilles Deleuze: Belki temel fikir şudur: bilinçdışı “üretici”dir. Onun üretici olduğunu söylerken, artık onu, şimdiye kadar olduğu gibi, içinde özel bir dramanın, Oedipus dramasının oynandığı bir tiyatro olarak görmekten vazgeçmenin gerektiğini anlatmak istiyoruz. Bilinçdışının bir tiyatro değil, fakat bir fabrika olduğuna inanıyoruz. Bu konuda Artaud çok hoş bir şey söylemişti. Vücut, özellikle de hasta vücut aşırı ısınmış bir fabrikadır demişti. Hiçbir şekilde bir tiyatro değil. Bilinçdışı üretir derken, onun başka mekanizmalar üreten bir tür mekanizma olduğunu anlatmak istiyoruz. Yani, bize göre, bilinçdışının teatral bir takdimle ilişkisi yoktur. Biz onu daha çok “arzulayan makineler” olarak tanımlıyoruz. Tabii, “mekanizma” sözcüğünü de açıklamak gerekir. Biyolojideki mekanistik kuram a...

Kapitalizm ve Arzu: Deleuze ve Guattari ile Anti-Ödipus Üzerine Bir Söyleşi

[ Anti-Ödipus 'un Türkçe'ye çevrilmesi münasebetiyle, Deleuze ve Guattari ile yapılmış ikinci bir söyleşiyi daha aktarıyoruz. İyi okumalar] Yazıdaki illüstrasyonlar Fernando Vicente 'ye aittir. Actuel: Kapitalizmi tanımlarken “kapitalist sistemin çılgınlığını, ve onun akılcılığının patalojik karakterini (tali ve sapkın bir akılcılığın değil, o makine çalıştığı sürece varolan onun hakiki akılcılığının patalojisini) dışa vurmayan en küçük bir işlemin, en ufak bir sınai ve mali mekanizmanın bile bulunmadığını” söylemiştiniz. Delice işleyen bu makinenin tehlikesinin olmadığını, zaten onun başından itibaren, başlangıcı itibariyle çılgınca olduğunu ve akılcılığının da bu çılgınlıktan çıktığını ilave etmiştiniz. Bununla, bu “anormal” toplumdan sonra gelen veya onun dışında bulunan “normal” bir toplum olduğunu mu kast ediyorsunuz ? Gilles Deleuze: Biz “normal” ya da “anormal” gibi terimleri kullanmıyoruz. Her toplum aynı zamanda hem normal hem de anormaldir. Me...

Anti-Ödipus Kitabı Üzerine Bir Görüşme - Gilles Deleuze & Felix Guattari

[Kavram ve Duyum olarak Anti-Ödipus 'un 40 yıl sonra gerçekleşen(!) Türkçe çevirisini yoğun bir emekle gerçekleştiren çevirmenlere teşekkür ediyoruz. Nihayet, entelektüel piyasanın doksazoflarının elinde, banka bianellerinde harcayıp durdukları bir devrimci tavrın kitabının, belki de en çok hitap etmesi gereken "sahadaki" devrimcilere, dünyayı değiştirmek için sokakları dolduranlara ve yeni dünyalarında eski dünyanın hiç bir kalıntısını istemeyenlere ulaşmasını coşkuyla selamlıyoruz!] SORU : Biriniz psikanalistsiniz diğeriniz filozof. Aslında kitabınız hem psikanalizden hem de felsefeden bir tür feragat olarak görülebilir. Siz başka bir şeyi gündeme getirdiniz : şizo-analiz. Bu işe girişirken ne düşünmüştünüz ve bu girişim sizlerde hangi dönüşümleri meydana getirdi? Anti-Ödipus Gilles Deleuze : Küçük kızlar gibi şart kipiyle konuşmak gerekecek: biz birbirimizle karşılaşacaktık ve bu iş olacaktı falan.. Felix’le karşılaşalı iki buçuk yıl kadar oluyor. Onun beni...

Ölüm Orucu - Notlar (Ulus Baker)

Bir gazetenin “Sağlık” sütununda bugün “saç naklinde yeni bir yöntem”in tanıtıldığı, hemen yan sütunda “anne sütü gibisi yok” denilen şu dörtte bir sayfanın yukarısında, birkaç sütun halinde “ölüm orucu”ndan “kurtarılarak” tıbbın ellerine teslim edilen mahkûmların haberi yer alıyordu. Oysa onlar, yalnızca bedenleriyle gerçekleştirdikleri bir eylemin sonunda orada bahsedilen “sağlık” denilen şeyden tümüyle vazgeçmiş, üstelik işkencenin ve ölüm orucunun derin yaralarını ve örselenmelerini hep taşıyacak bedenlerini bambaşka bir “sağlık” türüyle kutsamış bulunuyorlar. Çok geçmeden bu bedenler, tıbbın yarım yamalak müdahalesi sonucu “iyileşti” etiketiyle taburcu edilecekler ve yeniden cezaevi duvarlarının ardına, ağır demir kapıların arkasına kapatılacaklar... Hunger (2008) Ölüm orucu olayı, aydın sorumluluğu denilen özel bir sorumsuzluk ve bencil uğraşı türünü bir kez daha turnusol testine tâbi tutuyor. Orada, yine bir gazetenin sütunlarında, Adalet Bakanı tarafından yapılan ...

Virtüel ve Edimsel - Gilles Deleuze

Birinci Bölüm Felsefe çokluklar teorisi demek. Her çokluk edimsel öğeler ve virtüel öğeler barındırıyor. Hiçbir nesne tümüyle edimsel değil. Edimsel olan her şey virtüel imgelerden bir sisle çevrili. Bu sis virtüel imgelerin üzerinde dağılıp koşturduğu bir arada varolan, az ya da çok yayılımlı devrelerden yükseliyor. İşte bu şekilde edimsel bir parçacık farklı düzeylere ait, az ya da çok yakınında olan virtüelleri yayıyor ve yutuyor. Bunlara virtüel denmesinin nedeni yayılmalarının ve yutulmalarının, yaratılmalarının ve yıkılışlarının düşünülebilir en küçük sürekli zamandan daha küçük bir zamanda meydana gelmesi ve dolayısıyla bu kısalığın onları bir kararsızlık ya da belirlenimsizlik ilkesine bağlı tutması. Edimsel olan her şey durmadan tekrar tekrar yenilenen virtüellik çemberleriyle çevrili, bunların her biri bir başka çember daha yayıyor ve hepsi edimseli çevreleyerek onun üzerinde etkide bulunuyorlar. (“virtüel bulutunun merkezinde daha üst bir düzeye ait bir virtüel var yine…...