Ana içeriğe atla

Kayıtlar

politika etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

68 Mayıs'ı Yaşanmadı - Gilles Deleuze & Félix Guattari

[ Gezi Olayı'nın yıldönümünde "olayın bitimsizliği" üzerine düşünmek isteyen herkese ve hiç kimseye. -KDE ] 1789 devrimi, Paris Komünü, 1917 devrimi gibi tarihsel fenomenlerde, nedensel serilere, toplumsal belirlenimlere indirgenemeyecek bir olay  yanı hep olmuştur. Tarihçiler bu bakışı pek sevmezler, onlar nedensellikleri sonradanlık-yoluyla canlandırırlar. Fakat olayın kendisi nedenselliklerle bir yerinden çıkma veya bir kopuş halindedir. Bu yasaya göre bir yolundan çıkma, bir çatallanma, yeni bir olabilirlikler sahasına açan sağlam olmayan bir durumdur. Prigogine bu durumlardan, fizikte dahi, küçük farklılıkların birbirlerini ortadan kaldıracağına yayıldıkları ve birbirlerinden tamamen bağımsız fenomenlerin rezonansa, birleşmeye girdikleri durumlar olarak söz eder. Bu anlamda bir olay bastırılmış, ihanet edilmiş, kapılmış, engellenmiş olabilir, ama bu, yine de, aşılamaz bir şeyler taşımasını engellemez. Vazgeçmiş olanların söyledikleri bir şey bu: bu aşıldı. Fakat...

Gösteren Diktatörlüğü - Félix Guattari

Düzlemlerin bu karmaşasının, bu genelleşmiş semiyotik çöküşün, bu “gösteren diktatörlüğü”nün tersini savunduğunu iddia eden her arzu mikro-politikası, bize göre, bilinçdışına bir yapı, homojen bir yapısal tutarlılık atfeden bilinçdışı kavrayışlarından kopmak zorundadır. Ne kadar tekrarlasak azdır: Karşımızdaki asla büyük harfli bir Bilinçdışı değildir, sonsuz bilinçdışı ifadesiyle karşı karşıyayızdır, bu ifadeler bireylerin birbirleriyle bağ kurmasını sağlayan semiyotik bileşenlerin –bedensel ve algısal işlevler, kurumlar, mekânlar, donanımlar, makineler vb.- doğasına göre değişkendir. *** Kapitalistik oluşumların özelliklerinden biri, tüm diğer semiyotik bileşenleri üst-kodlayan ve bunların –ister üretim düzeyinde olsun ister toplumsal ya da bireysel alan düzeyinde olsun- her türlü akışı manipüle etmesini, yönlendirmesini sağlayan semiyotik makinelerin özel bir türüne başvurmalarıdır.  Bu makinelerin işin içine kattığı yersizyurtsuzlaştırılmış zincirler, haddi zatlarında,...

Anlam ve İktidar - Felix Guattari

[ Bu metni, Multilingual'ın "Terimden Anlama" isimli derlemesinin içinde keşfettik. Özenli bir şekilde çevrilmiş fakat, bu çeviri Türkçe'ye değil, Öztürkçe denen garabet dile yapılmıştı. İçerdiği kavram isimleri literatürde (hem Guattari, hem de dilbilim sözlükçesinde), olağan günlük konuşmada kullanılagelen Türkçe'ye yeniden transfer edildi. Metin sadeleştirilerek, bir yerde küçük bir açıklayıcı not eklendi. Bunun dışında çeviri ve editoryal emek -ki aynı zamanda kitabın derleyenidir- sayın Mustafa Durak'a aittir. Kendisine bu nadide ve mühim metni Türkçe bir derlemede yayınladığı için teşekkür ederiz. -Kavram ve Duyum Ekibi.]  Yapısalcılık, hangi karmaşık durum olursa olsun onu yalın bir formüle –matematik, aksiyomatik ya da bilgisayarda işlenebilecek bir formüle- indirgemeyi amaç edinmiştir. Bugün bilgisayar çok karmaşık görünümleri çizebilmektedir. Bir görüntüyü formülle ifade edebilmektedir. Sorun, çizilen görüntünün “doğal” dünyada algıladığımızdan te...

"Yeryüzünün Lanetlileri"ne Önsöz - Jean Paul Sartre

Frantz Fanon Çok uzun olmayan bir zaman önce yeryüzünde iki milyar insan vardı, bunların beş yüz milyonu insandı, bir milyar beş yüz bini de yerliydi. Sözü birinciler söylüyor, ötekiler de öğrenince taklit ediyorlardı. Bu iki kesim arasında küçük devletlerin kralları feodaller, baştan aşağı uyduruk bir burjuvazi aracılık işlevi görüyordu. Sömürgelerdeki gerçek çıplaktı: “Metropol”ler onun giysili olmasını istiyorlardı, yerlinin onları sevmiş olması gerekiyordu. Onlar bir tür anneleriymişçesine Avrupalı elit bir yerli elit oluşturmaya girişti, ergenlik çağındaki gençler seçiliyordu, bunların alınlarına kızgın demir ile Batı kültürünün ilkelerinin damgası basılıyordu, ağızlarına ses çıkartmayı engellemeyen tıkaçlar, dişlere yapışan ve dili hamur çiğnemiş gibi yapışkan kılan büyük sözcükler tıkılıyordu. Bu, sona erdi. Ağızlar kendi başlarına açıldılar, sarı ve siyah sesler yine insancıllıktan söz ediyorlardı fakat artık konu bizim insancıl olmayışımızdı. Biz bu sevimli sert ele...

Köksap Nedir? - Felicity J. Colman

Köksap, nesnelerin, mekânların ve insanların en farklı ve en özdeş olanları arasında meydana gelen bağıntıları tanımlar; insanları birbirine bağlayan tuhaf olay zincirleri gibi: “ayrılığın altı adımı” [1]  hissi, “daha önce de buradaydım sanki” duygusu ve bedenler düzenlemeleri. Deleuze ve Guattari’nin “köksap” [ rhizome ] kavramı, “rhizo”nun biçimleri kombine etmek anlamına gediği ve biyoloji terimi olan "rhizome"un, kendini yatay yumru-biçimli kökü boyunca yayabilen ve yeni bitkiler geliştirebilen bir bitki formunu betimlediği etimolojik anlamından çekip çıkartılır. Bu terimin Deleuze ve Guattari’deki kullanımında köksap, şebeke biçimli, ilişkisel ve çapraz bir düşünme sürecini ve bu haritanın sabit bir varlık olarak inşasını "takip etmeyen" bir var olma biçimini haritalayan bir kavramdır (D&G 1987: 12). Kökenleri ile tek tek temellerinin izini süren bedenler ile fikirlerin düzen verilmiş soyları "ağaç biçimli düşüncenin" formları görülür ve epistem...