
***
Kapitalistik
oluşumların özelliklerinden biri, tüm diğer semiyotik bileşenleri üst-kodlayan
ve bunların –ister üretim düzeyinde olsun ister toplumsal ya da bireysel alan
düzeyinde olsun- her türlü akışı manipüle etmesini, yönlendirmesini sağlayan
semiyotik makinelerin özel bir türüne başvurmalarıdır. Bu makinelerin işin
içine kattığı yersizyurtsuzlaştırılmış zincirler, haddi zatlarında, gösteren
değildirler (hatta sözdizimsel dil zincileri örneğinde, bilimsel, teknolojik,
ekonomik gösterge makineleri örneğinde bunlara “göstermeyen” bile diyebiliriz),
fakat gösteren içeriklerle özel ilişkiler sürdürürler. Temelde iktidar
oluşumlarının hizmetindeki tabi kılma makinesi gibi (örneğin okul makinesi,
askerlik, adli makine vb.) işleyen, ikincil olarak da gösteren bir ifade tarzı
olarak işleyen tek bir semiyotik şifreden yola çıkarak bu içerikleri
hiyerarşikleştirip düzenlerler. paradoks, yapısalcıların gösteren olarak
niteledikleri şeyin tam da bu göstermeyen zincirler olmasındandır. Onlar bu
zincirleri, yapıların bir tür tümel oluşturucusu olarak görmek isterler. Onlara
göre, yapının olduğu her yerde, bu gösteren malzeme türüyle karşılaşmamız
gerekiyordu: Böylece, dil ve bilinçdışı düzeyinde, genetik kodlandırma
zincirleri ve ilkel toplumlarda akrabalığın temel ilişkileri düzeyinde,
hitabet, üslup ve şiir düzeyinde, tüketim toplumunun işleyiş tarzı düzeyinde
aynı eklemlenme sistemleriyle karşı karşıya kalmamız gerekmektedir. Bizim
açımızdan ise, günümüzde bize gösteren ya da sembolik kategorisi altında sunulan
ve birçok araştırmacıya temel bir mefhum, aşikâr bir çıkış noktası gibi gelen
bu toplaşmayı dağıtmak son derece gerekli ve acilen yapılması gereken bir
iştir. Gerçekten de biz, her tür düzenlemenin, birbirlerinden temelde farklı olan ve başlangıçta, gösteren bir
söylem gibi değil, göstermeyen bir gösterge (Hjelmslev’in “ifade biçimi”nden
söz ettiği anlamda) makineleri gibi işleyen semiyotik zincirlerin ulanmasını [concatènation] gerçekleştirdiğini kabul
ediyoruz.
![]() |
Félix Guattari - Kaçış Çizgileri |
Üretici süreçler ve toplumsal kümeler içinde, tümel anahtarlar önerme
isteğinin saçma olduğu gösterge rejimleriyle, semiyotik süreçlerle her zaman
karşılaşmamızın nedeni budur. Genel olarak “gösteren”e asla rastlanmaz; “alanda”,
türleri karıştıran semiyotik bileşimlerle, karmalarla, yapısal terimlerle
hesaplanamayan bir olanağa açık takımlarla, makinesel yaratıcılık diye
adlandırdığımız şeyle karşılaşılır her zaman. İfade bileşenlerinin
çokanlamlılığının bir tür semiyotik çöküş içinde yitimine yol açan gösteren
emperyalizmi, bütün üretim tarzlarını ve bütün toplumsal oluşumları iktidar
göstergeleriyle yetinmek zorunda bırakır. Dolayısıyla bizim sorunumuz sadece
doktriner değil, pratiktir de: Gösteren, sadece dilbilimcilerin ve yapısalcı
psikanalistlerin bir hatası değildir; bizi, tümel bir göndergenin herhangi bir
yerde var olduğu, dünyanın, toplumun, bireyin ve bunları yöneten yasaların
zorunlu bir düzene göre yapılandırıldığı, bunların derin bir anlamı olduğu inancına
tabi kılan ve gündelik hayat içinde yaşanan bir şeydir. Gerçekten de, gösteren,
iktidar oluşumlarının gerçek işleyiş tarzını gizlemenin bir yöntemidir.
Félix Guattari, Kaçış Çizgileri, Otonom Yay., Çev: Işık Ergüden, 2014, sf: 28, 29, 30'den alınmıştır
Yorumlar
Yorum Gönder