
Odak, Deleuze ve Guattari’nin eklemlenmenin,
öz-belirlenimin ve kuşatılmış öznenin dünyasına meydan okumasıyla birlikte, geleneksel
olarak psikanaliz tarafından ayrıcalık tanınmış öznelliğin (“bilinç” kavramından
dolayı onların fazlasıyla sık yanılmış hissettikleri bir kavram) uzağına
yeniden yönelmiştir. Organsız Beden, onun emsali, önceli ve hatta ona bağlantılı olmasının yanı sıra, açıkça
ifade edilmiş ve düzenlenmiş organizmaya önerilen panzehirdir: Gerçekten
Deleuze ve Guattari, Organsız Bedenin hiçbir yoruma ihtiyacı olmadığını iddia
ederler. Organsız Beden, öznelliğin ifadelerine ve organizmaya karşıt olarak
var olmadığı gibi, kurallı dilin, devletin, ailenin ya da diğer kurumların
tabakalaşmış zorunluluklarından asla tamamen özgür değildir. Her halükarda, Organsız Beden, buna rağmen, aynı anda her yerde ve hiçbir yerde, tamamen
farklı ve türdeştir. Bununla ilgili olarak, not
edilmesi gereken iki ana nokta var: Öncelikle, Organsız Beden, organizasyonun
alanlarında aynı anda varoluş ve deneyimin (oluşun) farklı tarzlarını ortaya
çıkartarak var olur; ikinci olarak, Organsız Beden, harfi harfine “organı-olmayan”[1]
beden demek değildir.
İlk noktaya referansla, Deleuze ve Guattari Organsız
Bedenin sürekli oluşun dizisi boyunca yönlenmiş bir süreç olmasına rağmen,
kendisinden kaçmayı arzuladığı düzenekten tümüyle kurtulamadığını açıklarlar. O
öznelleştirmenin ve anlamlamanın engellenmiş yöneliminlerinden özgür bir
eklemlenme tarzı ararken, katmanlaşmanın bu düzeneklerine ilişkin nazik bir
oyun oynamalıdır veya hem de yok olmayı ya da gerisin geri bu düzeneklerde
yeniden yerliyurtlulaştırılmayı göze almalıdır. Diğer bir deyişle, bu tarz
yıkıcılık bitimsiz bir süreçtir. O, kesintisizdir ve nihayete ermenin teleolojik
noktasına doğru değil de, daha ziyade kendi işleyişine veya hareketine doğru
yönlendirilmiştir. Buna uygun olarak
ve daha etkin olmak için (ya da etkiye sahip olmak için), az veya çok yıkmayı
hedeflediği düzeneğin içinde yer almalıdır.
Deleuze ve Guattari “Miss X”i,
kendi rol modelleri olarak alırlar. Midesiz, beyinsiz ya da iç organsız olmak
isteyen, diğer taraftan organize-olmayan bedenini inşa etmek için sadece bir
deri bir kemik kalmak isteyen bir hastalık hastası… Bu örnek sayesinde, Deleuze
ve Guattari, Organsız Bedenin, harfi harfine bir organı-olmayan bedene
göndermediğini açıklarlar. Organsız Beden organların düşmanı olarak
üretilmemiştir, daha ziyade, o, organların düzenlenmesine karşıttır. Diğer bir
deyişle, Organsız beden, organları, deneyimleri, varoluş ifadelerini yapılandıran,
tanımlayan ve üzerine konuşan düzenleme ilkelerine karşıttır. Oysaki
psikanaliz, arzuyu besleyen tek ve üretici güç olarak eksikliğe ayrıcalık
tanırken, Deleuze ve Guattari bu şekilde arzunun engellendiğini ve
yargılandığını, böylece, fikir ve gerçeklikle veya hayal gücüyle ilişkimizin
daha ileri düzeyde yok edilmiş ve uzlaştırılmış olduğunu iddia ederler.
Deleuze
ayrıca Organsız Bedenin doğası hakkında daha fazla ayrıntılara inerken, Alman biyolog August Wiesmann’ı ve
onun “gen kaynağı teorisi”ni hatırlatır ve -bir gen kaynağına benzeyen-
Organsız Bedenin her zaman, buna rağmen bağımsız olduğu ev sahibi organizmayla
eş zamanlılık içinde bulunduğunu ileri sürerler. Weismann her bir soyda, zigottan
gelişen embriyonun, yeni kuşak için bazı gen kaynaklarını sadece bir kenarda
saklamadığına (sonradan kazanılan özelliklerin kalıtımı) ama ayrıca
organizmanın somasını[2]
-ya da bedenini- geliştirecek hücreler ürettiğine de inanıyordu. Weismann’ın açısından, somaplazma, basitçe sekse karşıt bir şekilde gen
kaynağının yeni bir soy yaratması için korunmuş, beslenmiş ve iletilmiş
olmasını garantiye almak maksadıyla, gen kaynağı [germplasm] için ortam sağlar.
Tavuk mu yumurtadan çıkmıştır yoksa yumurta mı tavuktan? Weismann tavuğun
basitçe yumurtanın başka bir yumurta üretmek için kullandığı alet olduğunda
ısrar edecektir. Benzer bir şekilde, Deleuze Organsız Bedeni yumurtanın dengi
olarak sunar; tıpkı yumurta gibi, Organsız Beden de, organizmadan önce veya ona
öncel değildir, fakat ona bitişiktir ve sürekli kendini inşa sürecindedir.
Her şeyi,
normun ve antitezinin kutuplaştırılmış alanlarında uyumlulaştırmak yerine,
Deleuze ve Guattari, bizi, bir eklemlenme tarzını sürdürürken, organizasyonun
kutuplarını yerinden etme konusunda cesaretlendirir. Kendimizi Organsız beden
haline getirmeye çabalarken, bir ifade tarzını korumaya ihtiyaç duyacağımızı,
ama dili, deliliğe ve simgesel gerçeklik öncesine karşı hakikate ve gerçekliğe
karar vermekte sahip olduğu merkezi rolünden kurtarmamızı tavsiye ederler.
Arzuyu, dikatomilerin dilbilimsel yörüngesinden uzağa yeniden yerleştirirken,
Deleuze ve Guattari, onu dilin kati yüzeyinden ziyade, Organsız Beden
tarafından ortaya çıkarılmış içkinlik düzlemi tarafından bağlama yerleştirilmiş
olarak sunarlar. Gerçekte, arzu her zaman oluşun kesintisiz süreciyle
birleşmeye hazırdır. Her halükarda, tabakasızlaşmış, kodsuzlaşmış ve
yersizyurtsuzlaşmış bir içkinlik düzleminin veya dayanıklılık planının işgaline
karşın, Organsız Beden, kendi organizasyonunun (ilkeleri öncelikle Spinoza’dan
türetilmiş) kendi tarzına sahiptir. Böylece spesifik bir biçim olmasındansa,
beden, bastırılmamış madde veya heterojen parçaların bir koleksiyonu olarak
daha doğru bir şekilde tasvir edilmiştir.
[Çevirenin notu: Bu metin Adrian Parr'ın hazırladığı The Deleuze Dictionary'den çevrilmiştir. Hatalıysam arayın]
Çev: Oğuz Karayemiş
Çev: Oğuz Karayemiş
Müthiş çevirmişsiniz fakat bir sorum olacak, Organsız Beden organlaşmaya hazır beden gibi bir anlam çıkıyor sanki?
YanıtlaSil2 yıl sonra verilen cevap: Organsız beden, asıl olarak, sürekli organizmaya dönüş(türül)me tehdidi altındaki bedendir. Bunu, kendi iletişimini yatay bir şekilde örgütleyen, kolektif karar alan ve hiyerarşi barındırmayan bir grubun (bir köy komünü olduğunu varsayalım), bu işleyişi sürdürürken a) sermaye, b) bir saldırı tehdidi, c) grup içi dinamikler vs. gibi iç içe geçen koşullar yüzünde sürekli olarak a) grup üyelerinin emek-zamana göre değerlendirilip üretimden ve yönetimden pay alması (en çok ben çalışıyorsam, en çok ben karar veririm) b) yönetsel işlevlerin merkezi bir organa devredilmesi (saldırıyı savuşturmak için güçlü bir liderlik lazım) c) Dışlayıcı ayrımlar tesis edilmesi (kadınlar bakım, hizmet işlerine yönlendirilirken, erkekler maddi emek ve entelektüel emek biçimlerine söylendirilir) gibi katmanlaştırıcı tehlikelere maruz kalması olarak düşünebiliriz. Katmanlaşmış, organizmaya dönüşmüş bir beden, yapısal hiyerarşi ve konumlarla, eşitsiz bölüşüm, bazı üyelerinin/organlarının/tekilliklerinin engellenmesi ve dışlanmasıyla tanımlanırlar.
YanıtlaSilÇeviri ve cevap için teşekkür ederim.
YanıtlaSil